Türkiye’nin denizlerdeki hak ve menfaatlerini, yani “Mavi Vatan”ı yasal bir güvence altına almayı hedefleyen kapsamlı “Deniz Alanları Kanun Taslağı” hazırlandı. Henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulmayan bu taslak, Türkiye’nin “denizci devlet” vizyonunu iç hukukta kapsayıcı bir “çatı metin” ile tescil etmeyi amaçlıyor.
Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi (DEHUKAM) yetkililerinin verdiği bilgilere göre, tasarının öne çıkan bazı önemli maddeleri ve hedefleri şunlar:
Mavi Vatan’a Hukuki Zırh: DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer, Türkiye’de 1982 tarihli Karasuları Kanunu dışında denizi kapsayan geniş çaplı bir yasal düzenleme bulunmadığına dikkat çekerek, bu yeni kanunun uluslararası hukukla tam uyumlu sağlam bir dayanak oluşturacağını belirtiyor.
Stratejik Sularda Netlik: Yeni kanun ile İstanbul ve Çanakkale Boğazları ile Marmara Denizi’nin “Türk iç suyu” statüsü yasal düzeyde kesin olarak teyit edilecek. Aynı zamanda Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nden doğan tüm haklar saklı tutulmaya devam edecek.
Tam Yetki ve Kontrol: Türkiye’nin Kıta Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde (MEB) yapılacak hidrokarbon arama çalışmaları, balıkçılık faaliyetleri ile rüzgâr ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji yatırımlarının tamamı, münhasıran Türkiye Cumhuriyeti’nin iznine tabi olacak.
“Türkiye Artık Kural Koyucu Konumda” Süreci değerlendiren Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Kurulu Başkan Vekili Prof. Dr. Çağrı Erhan ise, Türkiye’nin deniz hukukunda geldiği noktaya dikkat çekiyor. Erhan’a göre Türkiye artık yalnızca kuralları uygulayan bir ülke olmaktan çıkıp, kendi deniz terminolojisini oluşturan ve kural koyan lider bir devlet konumuna yükselmiş durumda.
