Hürmüz Boğazı Krizi
Başta Rusya Federasyonu (RF) ve onun takipçisi görünümündeki ABD olmak üzere, küresel güçlerin hukuka değil menfaatlerine ve güçlerine güvenerek milletlerarası barış ve güvenliği bozan eylemlere girişmekte olduğu bir dönemden geçiyoruz.
Deniz taşımacılığı ve enerji güvenliği, tüm ülkelerin hassas olduğu iki önemli güvenlik sorunu.
Yürürlükteki milletlerarası kamu hukuku, insan hakları hukuku, silahlı çatışma hukuku, milletlerarası ceza hukuku, bir bütün olarak insanlığın asgari müştereğini temsil eden esas ve usul kurallarıdır.
Hiçbir hukuk kuralı, ihlal edilmeyeceğinin kesin güvencesini veremez. Bu nedenle, güncel milletlerarası durum ve uygulamalara bakıp, hukukun bir anlamı – işlevi kalmadığı sonucuna varmak yanıltıcıdır. Önemli olan sorun hukuk kurallarının ihlal edilmekte olmasından çok, bu ihlallerin gereğinin yapılıp yapılamamasıdır.
ABD küresel bir güç olabilir. ABD, askeri / ekonomik gücüne dayanarak önemli kazanımlar da elde edebilir. Benzer değerlendirmeler, İsrail için de yapılabilir. Ancak salt askeri zaferlere (?) dayalı kazanımlar aldatıcıdır. Sadece hukuka, adalete ve insanlığın gereklerine -gerçekten-uygun sonuçları sağlayabilen askeri bir zaferin yarattığı tablo, kalıcı – sürdürülebilir olabilir. Bu unsurlar söz konusu değilse, ayakta alkışlanan (?) askeri...



