Hürmüz Boğazı Krizi

Hürmüz Boğazı Krizi

Başta Rusya Federasyonu (RF) ve onun takipçisi görünümündeki ABD olmak üzere, küresel güçlerin hukuka değil menfaatlerine ve güçlerine güvenerek milletlerarası barış ve güvenliği bozan eylemlere girişmekte olduğu bir dönemden geçiyoruz. Deniz taşımacılığı ve enerji güvenliği, tüm ülkelerin hassas olduğu iki önemli güvenlik sorunu. Yürürlükteki milletlerarası kamu hukuku, insan hakları hukuku, silahlı çatışma hukuku, milletlerarası ceza hukuku, bir bütün olarak insanlığın asgari müştereğini temsil eden esas ve usul kurallarıdır. Hiçbir hukuk kuralı, ihlal edilmeyeceğinin kesin güvencesini veremez. Bu nedenle, güncel milletlerarası durum ve uygulamalara bakıp, hukukun bir anlamı – işlevi kalmadığı sonucuna varmak yanıltıcıdır. Önemli olan sorun hukuk kurallarının ihlal edilmekte olmasından çok, bu ihlallerin gereğinin yapılıp yapılamamasıdır. ABD küresel bir güç olabilir. ABD, askeri / ekonomik gücüne dayanarak önemli kazanımlar da elde edebilir. Benzer değerlendirmeler, İsrail için de yapılabilir. Ancak salt askeri zaferlere (?) dayalı kazanımlar aldatıcıdır. Sadece hukuka, adalete ve insanlığın gereklerine -gerçekten-uygun sonuçları sağlayabilen askeri bir zaferin yarattığı tablo, kalıcı – sürdürülebilir olabilir. Bu unsurlar söz konusu değilse, ayakta alkışlanan (?) askeri...
Read More
Transit Geçiş

Transit Geçiş

Uluslararası Boğazlardan Transit Geçiş Deniz Hukukunda yeni ortaya çıkmış bir kavramdır. Bu yenilik III. Deniz Hukuku Konferansı dönemine rastlamakla beraber daha önce de ele alınıp düzenlenmeye çalışıldığı bilinmektedir. The Institut de Droit International 1894-1912 dönemi çalışmalarında konuyu, Uluslararası Boğazların tanımı, zararsız geçiş, tarafsızlık hakları yönüyle ele alınmıştır(1). The International Law Association 1895-1910 dönemi çalışmalarında konuyu ele almış ve 1906’da muhariplerin boğazları abluka etmemesi kararını almış, daha sonra 1910 yılında boğazlardan serbest geçişin barışta ve savaşta eşit olarak uygulanmasını kabul etmiştir (2). Hague Barış Konferansı 1907 de konuyla ilgilenmiş ve boğazlar sorunu burada mayınların döşenmesi ve tarafsızların hak ve mecburiyetler sorunu ile birlikte ele alınmıştır. Burada bir ölçüde tanımlanabilen husus suyolları olmuştur. “Açık denizin iki kesimini birleştiren bir suyolu esasen zorunlu olarak kullanılan, yaygın olarak kullanılan veya uluslar arası ulaşım için vazgeçilmez olarak kullanılan bir suyolu olmak mecburiyetinde değildir.”(3) Sorun ayrıca Konferans raportörünün raporunda da yer almış ve “bir tarafsızın tarafsızlığını koruyabilmek için zararsız geçişi kendi karasularında yasaklayabileceğini ancak bu yasaklamanın...
Read More
İsrail’in Küresel Sumud Filosuna Müdahalesi: Korsanlık

İsrail’in Küresel Sumud Filosuna Müdahalesi: Korsanlık

İsrail’in Küresel Sumud Filosuna Müdahalesi: Korsanlık Giriş 29–30 Nisan 2026 tarihinde uluslararası sivil toplum aktörleri tarafından organize edilen Global Sumud Filosu, Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla Akdeniz’e açılmıştır. Filo, farklı limanlardan hareket eden yaklaşık 50–70 gemi ve 1000’e yakın aktivistin katılımıyla planlanmış geniş çaplı bir insani girişimdir. Ancak, Doğu Akdeniz’de seyrine devam eden filonun bir kısmı, Girit açıklarında İsrail deniz kuvvetlerinin müdahalesiyle karşılaşmış, yaklaşık 20–22 gemi durdurulmuş ve 175 civarında aktivist gözaltına alınmıştır. Başta Türkiye olmak üzere çeşitli devletler ve uluslararası örgütlerin kınadığı müdahalenin Gazze’ye yüzlerce mil uzaklıkta gerçekleşmiş olması, uluslararası hukuk bakımından tartışmaları daha da yoğunlaştırmıştır. Bu çalışmada, İsrail’in Gazze’de 3 yıla yakın süredür uyguladığı soykırımın[1] durdurulması amacıyla ilan edilen ateşkes sonrasında başlatılan ama İsrail tarafından engellenen insani yardımın Sumud Filosu inisiyatifince bölgeye ulaştırılmasına İsrail’in müdahalesi değerlendirilecektir. Gazze’nin Ateşkes Sonrası Durumu Gazze’de uzun süredir devam eden yoğun askeri operasyonların ardından ilan edilen ateşkes, uluslararası kamuoyunda özellikle sivillerin korunması ve insani yardımın ulaştırılması bakımından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, ateşkesin ilan edilmiş olmasına rağmen,...
Read More
Doğu Akdeniz Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi (DADHAM)’nin Değerlendirmesi

Doğu Akdeniz Deniz Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi (DADHAM)’nin Değerlendirmesi

Doğu Akdeniz’de Artan Gerilim ve Kıbrıs’ın Stratejik Önemi Bir süredir aşınmakta olan ve giderek zayıflayan “kural temelli uluslararası düzenin” tabutuna adeta son çivinin çakıldığı ABD ve İsrail - İran savaşı, yalnızca Ortadoğu’nun değil Doğu Akdeniz’in de güvenlik dengelerini derinden etkilemeye başlamıştır. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının ardından İran’ın savaşı bölgeye yayma yönündeki hamleleri ve Kıbrıs çevresini de kapsayan füze ve insansız hava aracı saldırıları, Doğu Akdeniz’i kısa sürede uluslararası güvenlik gündeminin merkezine taşımıştır. Bünyesinde önemli deniz ticaret yollarını ve enerji nakil hatlarını barındıran Doğu Akdeniz’de yaşanan bu gelişmeler üzerine Avrupa Birliği ülkelerinin bölgeye deniz unsurları göndermesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan ERHURMAN tarafından yapılan açıklamalar ve Türkiye’nin KKTC’ye F‑16 savaş uçakları konuşlandırması, bölgede hızla değişen stratejik ortamın göstergeleri olmuştur. Türk Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin TOKEL’in KKTC’ye gerçekleştirdiği ziyaret de bu çerçevede değerlendirilmesi gereken önemli bir gelişmedir. Yaşanan gelişmeler, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ın yalnızca bölgesel değil küresel ölçekte stratejik bir jeopolitik alan olduğunu bir kez daha...
Read More